| Türkçe | İngilizce | |||
|---|---|---|---|---|
| Genel | ||||
| Genel | tek kelimeyle | just zf. | ||
|
That was just awful. Tek kelimeyle berbattı. More Sentences |
||||
| Genel | tek kelimeyle | in a word zf. | ||
|
In a word, it could bring its people back to life. Tek kelimeyle, halkını hayata geri döndürebilir. More Sentences |
||||
| Genel | tek kelimeyle | simply zf. | ||
|
This hypothesis, that the Community is breaking Treaty law is simply nonsense. Topluluğun Antlaşma hukukunu çiğnediği yönündeki bu varsayım tek kelimeyle saçmalıktır. More Sentences |
||||
| Genel | tek kelimeyle | quite simply zf. | ||
|
The conclusion of the report is quite simply disquieting. Raporun vardığı sonuç tek kelimeyle endişe vericidir. More Sentences |
||||
| İfadeler | ||||
| İfadeler | tek kelimeyle | in a word zf. | ||
|
In a word, it could bring its people back to life. Tek kelimeyle, halkını hayata geri döndürebilir. More Sentences |
||||
| Genel | ||||
| Genel | tek kelimeyle | in a nutshell zf. | ||
| Genel | tek kelimeyle | utterly zf. | ||
| Genel | tek kelimeyle | stane [dialect] zf. | ||
| Genel | tek kelimeyle | sublimely zf. | ||
| İfadeler | ||||
| İfadeler | tek kelimeyle | in brief zf. | ||
| İfadeler | tek kelimeyle | in short zf. | ||
| Konuşma Dili | ||||
| Konuşma Dili | tek kelimeyle | stone-cold [us] zf. | ||
| Türkçe | İngilizce | |
|---|---|---|
| Genel | ||
| Genel | tek kelimeyle harika | just wonderful s. |
| Konuşma | ||
| Konuşma | tek kelimeyle harikasın | you are absolutely gorgeous expr. |
| Dilbilim | ||
| Dilbilim | başka dillerde birkaç kelime ile ifade edilecek şeyi tek kelimeyle ifade eden (dil) | holophrastic s. |
| İngiliz Argosu | ||
| İngiliz Argosu | tek kelimeyle berbat! | that’s total pants! expr. |